İstanbul küresel finans merkezi oluyor 3/14/2011

Dünyanın farklı bölgelerinden ekonomi, siyaset, bilim dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren “Değişim Liderleri Zirvesi”nde, Türkiye’de değişimin simge ismi Başbakan Erdoğan açılış konuşmasını yaptı. Zirvenin “Yeni Finans Merkezi İstanbul” oturumunda konuşan Başkan Kadir Topbaş, 2011’in yükselen yıldızının İstanbul olduğuna dikkat çekerek, “İstanbul bölgesel ve küresel finans merkezi olabilmenin bütün özelliklerini taşıyor” dedi.

TÜGAV (Türk Gelecek Araştırmaları Vakfı) ve İstanbul Üniversitesi tarafından, bu yıl ilki 14-15 Mart tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve dünyanın farklı bölgelerinden ekonomi, siyaset, bilim dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren “Değişim Liderleri Zirvesi” Başbakan Erdoğan’ın yaptığı açılış konuşmasıyla başladı.

Zirvenin “Yeni Finans Merkezi İstanbul” oturumunda konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Türkiye’nin Avrupa ile birlikte Doğu Akdeniz, Balkanlar, Kafkaslar, Karadeniz, Orta Asya ve Ortadoğu üzerinde nüfuza, tarihi ve kültürel özellikle de önemli ticari bağlara sahip bir ülke olduğunu ve enerji ile ulaştırma şebekeleri bakımından AB'yi Kafkaslar, Ortadoğu ve Orta Asya'ya bağlayan özel bir konumda bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu;

Türkiye 21. yüzyılın enerji ve finans merkezi

“Türkiye, özel konumu sayesinde 21. yüzyılın enerji ve finans merkezi olacaktır. Uluslararası finans coğrafyasının yeniden şekillendiğini hepimiz biliyoruz. Dünyanın parasının toplandığı küresel finans merkezlerinde gelişen ülkelere doğru kayış yaşanıyor. New York ve Londra yerlerini, küresel krizde dengeleri lehine çevirmeyi başaran gelişmekte olan piyasalara kaptırmak üzere. Küresel finans piyasalarının yeni merkezi olacak şehirler arasında büyük bir rekabet yaşanıyor. Yatırım fonları, kriz sonrası ekonominin ve ticaretin yavaşladığı gelişmiş piyasaları değil hızlı büyüyen ve gelişen piyasaları daha cazibeli buluyor. Bunda Avrupa ve ABD piyasalarının krizden hala çıkamamış olması büyük bir etken. İstanbul’un finans merkezi olması dünyada gelişen yeni ekonomilerin ve trendlerin bir gereği ve gerçeği olarak önümüzde duruyor. Yaşanan dünya krizinde herkes, Türkiye’nin başarısına odaklandı.”

ABD'de ve Avrupa'da büyük bankalar, finans kuruluşları ve sigorta şirketleri ciddi sıkıntılar yaşarken, Türkiye'de finans sektörünün büyüdüğüne ve en hızlı büyüyen ülkeler sıralamasında Avrupa'da birinci, dünyada üçüncü sıraya kadar yükseldiğine işaret eden Başkan Kadir Topbaş, şunları kaydetti;

“Küresel krizde Türkiye ekonomisi sarsılmamış, savrulmamış, dengelerini muhafaza ederek dimdik ayakta kalmıştır. Şu an İstanbul geleceğe çok iyi hazırlanıyor. Artık İstanbul dünya ile rekabet eden bir kent haline geldi. Avrupa - Balkanlar - Ortadoğu – Kafkaslar – Orta Asya ve Uzak Doğu’daki karar alma mekanizmalarını etkileyen bir konuma ulaştı. Küresel sermayenin büyük ilgi gösterdiği, büyük buluşmaların yaşandığı bir şehir oldu. Ayrıca sunduğu iş fırsatları, sosyal gelişim, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki potansiyeli, yetişmiş işgücü ve yabancı çalışanlar için sunduğu altyapı ile de ön plana çıkıyor. Klasik sanayi kenti yerine yüksek teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek bir sanayi kentine doğru yönelmiştir. Hedefimizde kongre, fuar, moda, sanat, eğitim, sağlık, kültür ve finans kenti olmak var.”

 Avrupa'nın yıldız şehri İstanbul

“Biliyorsunuz bir şehrin finans merkezi olması için ofis olanakları ve gayrimenkul açısından cazibe merkezi olması gerekiyor. Yapılan araştırmalara göre İstanbul bunları sağlıyor. İstanbul, bütün dünyayı saran ekonomik risk tablosuna rağmen cazibesini arttıran bir şehir oldu” diyen Kadir Topbaş, dünyada gayrimenkul piyasalarının durumunu ve geleceğini araştıran Amerikan PwC (PricewaterhouseCoopers) ve ULI'nin (Kentsel Planlama Enstitüsü) 2011 Avrupa araştırmasının 'yıldız şehri'nin İstanbul olduğunu hatırlattı.

Topbaş ayrıca, “OECD İstanbul Metropoliten Alan Çalışması” da İstanbul’un gelecekte finans, bilgi teknolojisi yoğunluklu küresel bir güç olacağını öngördüğünü, dünyada gelişen siyasi ve ekonomik gelişmeler sonucunda İstanbul küresel sermayenin özellikle takip ettiği bir kent konumuna geldiğini anlattı.