Başkan Topbaş; “İstanbul barış ve hoşgörünün reçetesidir…” 12/14/2007

Avrupa Bölgeler Komitesi Başkanı Michel Delebarre ve heyetine Çırağan Sarayı’nda akşam yemeği veren Başkan Topbaş, “İstanbul dünyadaki etnik ve kültürel sorunların çözümünde bir reçetedir. Böyle zengin bir birikimin AB’ye katılmasında her iki taraf için büyük faydalar bulunmaktadır” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Avrupa Bölgeler Komitesi Başkanı Michel Delebarre ve beraberindeki heyete Çırağan Sarayı’nda akşam yemeği verdi. Başkan Kadir Topbaş ile Eşi Özleyiş Topbaş’ın ev sahipliği yaptığı yemeğe Bay ve Bayan Delebarre’nin yanı sıra, Fransa Büyükelçisi Bernard Emie, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükeyçi Ahmet Demirağ, İstanbul-Brüksel Karma Koordinatörlüğü Yönetim Kurulu Başkanı Tulu Gümüştekin ile İşadamı Bülent Eczacıbaşı katıldı. Yemekte İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bürokratları ile gazeteciler, yazarlar, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de yer aldı.

 

Başkan Topbaş; “İstanbul yenilikçi yatırımcılar için büyük fırsatlar sunuyor...” Yemekte konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Bay ve Bayan Delebarre’ı İstanbul’da ağırlamaktan onur duyduklarını belirterek, “Bu ziyaret AB ile iyi ilişkilerimizin iyi olduğunun bir nişanesidir. Bu ziyaret AB ilişkilerimizi daha da geliştirmek yönündeki ortak hedefimiz açısından da anlamlıdır. İstanbul’da bulunduğunuz kısa zaman diliminde ülkemizdeki yerel yönetişimin Avrupa düzeyinde olduğunu bizzat müşahede edeceksiniz. UCLG’nin eş başkanlığını yürüten İstanbul, artık dünyada alınan kararları etkileyen bir kent haline gelmiştir. Her alanda yükselen konumuyla 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul’un bu önemiyle Türkiye’nin AB yolundaki yürüyüşünü güçlendireceğine inanıyorum” diye konuştu.

 

21. yüzyılın başında hala hoşgörüsüzlükten kaynaklanan çatışmaların varlığının üzüntüyle izlendiğini, ekonomilerin küreselleştiği, sınırların kalktığı bir dönemde en gelişmiş demokrasilerde bile etnik ve kültürel ayrımcılığın aşılmamış bir sorun olarak göz önünde durduğunu vurgulayan Başkan Kadir Topbaş, şöyle konuştu; “Küresel barışın, hoşgörünün ve refahın gelişmesi için daha çok birlikte çalışmamız gerekiyor. Bu çerçevede uluslararası topluma her zamankinden daha fazla görev düşmektedir. İstanbul bu anlamda dünyaya örnek bir kenttir. Bu kent, örnekliğin de ötesinde bütün bu sorunların çözümünde bir reçete niteliğindedir. Dünya tarihine şekil veren 3 büyük imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul, zengin bir medeniyet birikimine sahiptir. Bu birikimden dolayı İstanbul her dönem farklılıkların bir arada barış içinde yaşadığı bir kenttir. Bundan dolayıdır ki bu kentin adı hoşgörü ve barış kavramlarıyla anılır. Bu şehirde cami, kilise ve sinagogların yan yana yükselmesi bu anlayışın bir neticesidir. Daha da dikkat çekici olan İstanbulluların bu tabloyu hayatlarının sıradan bir parçası olarak görmeleri ve yaşamalarıdır. Türkiye ile AB arasında yaşanan bütün aşamalardan sonra ülkemizin AB’ye katılımı, işbirliğimizin doğal bir sonucu olarak görülmelidir. Zaman zaman ortaya çıkan kararların siyasi nitelikli ve aşılabilir olduğuna inanarak yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz. Elbette böyle zengin bir birikimin AB’ye katılmasında her iki taraf için büyük faydalar bulunmaktadır.”

 

Türkiye’nin 400 milyar dolar gayrı safi milli hasılasıyla dünyanın 17. en büyük ekonomisi konumunda olduğuna ve Türkiye ile İstanbul’un yüksek rekabetçi koşulları, liberal ekonomik düzeniyle yenilikçi yatırımcılar için büyük fırsatlar sunduğuna dikkat çeken Kadir Topbaş, Türkiye ekonominin lokomotifi olan İstanbul’un 9 bin 657 yabancı şirketin bulunduğu ve artık küresel sermayenin yarıştığı bir adres haline geldiğini kaydetti. İstanbul'un dünyaya erişim ve dünya ile iletişim kolaylıklarıyla yatırımcılara çok büyük kolaylıklar sunduğunun altını çizen Başkan Topbaş, “İstanbul 130 milyar dolarlık gayri safi milli hasılasıyla ekonomik açıdan dünyada 34. sıradadır. İstanbul’un ekonomik büyüklükte geride bıraktığı kentler arasında Roma, Berlin, Pekin, Viyana ve Atina gibi dünya şehirleri bulunuyor. Bu rakam aynı zamanda İstanbul’un dünyanın 127 ülkesinden daha büyük bir ekonomiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. 2020 yılında İstanbul’un 280 milyar dolar gayrı safi milli hasılasıyla dünya şehirleri arasında 27. sıraya çıkması beklenmektedir. Bütün bu veriler İstanbul’un dünyadaki önemli yerini ve artan cazibesini gösteriyor. AB’nin ülkemizle ve İstanbul ile geliştireceği ilişkiler de tarafların büyük menfaatleri olduğunu ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu. 

 

İstanbul’un tarih boyunca dünyaya yön veren bir şehir olarak ön plana çıktığını ve bundan dolayı Napolyon’un, ‘Dünya tek bir devlet olsaydı, başkenti İstanbul olurdu’ dediğini hatırlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, yıldızı her geçen gün yükselen İstanbul’un Avrupa Bölgeler Komitesi’nde mutlaka yer alması gerektiğini dile getirdi. Kadir Topbaş, “Kalıplar yerine doğrularla hareket etmeyi benimsemiş bir kişi olarak gördüğüm Sayın Delebarre ile kurduğumuz içten dostluğun, AB ile İstanbul açısından önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum” dedi. 

 

Delebarre; “İstanbul’u keşfederken eski referanslarımı da kaybettim…”

Gecede konuşan Avrupa Bölgeler Komitesi Başkanı Michel Delebarre da Avrupa’nın geleceği konusunda yerel yönetimlerin işlevinin görmezden gelinemeyeceğini belirterek, 344 üyeden oluşan Avrupa Bölgeler Komitesi 150 bin yerel yönetimi temsil ettiğini söyledi. Başkan Topbaş’a “Sayın Belediye Başkanı sizi her gördüğümde ben referanslarımın bir kısmını kaybediyorum ve İstanbul’un referanslarını benimsiyorum” diye seslenen Delebarre, konuşmasını şöyle sürdürdü;  “Ben Hollanda’ya çok yakın olan Dankerk’in belediye başkanıyım. Siz bir ziyaretinizde bana demiştiniz ki; ‘Lale Türkiye’den gelmiştir. Hollanda’nın işi değildir laleler, bizden gelmiştir.’ Dolayısıyla benim bilgilerimin bir bölümü çökmüştü o zaman. Diyalogumuz sürdü ve bir keresinde bana demiştiniz ki; ‘Fransız ve Avrupa kültürünün önemli anıtlarından olan Jan Jack Rousso’nun babası uzun yıllar İstanbul’da bulunduğu için Rousso, Jean Jack Rousso olmuştur. Bu da beni etkileyen ikinci önemli unsur oldu. İstanbul’u keşfederken yine bir takım referanslarımı kaybettim. Bir de Napolyon var tabi. Ben size o zaman sormuştum. ‘Peki Napolyon niye İstanbul’a gelmedi’ diye. Çünkü o zaman gelmediğinden emindim. Ben kendi tarihimi iyi biliyordum. Ama geldiğini öğrendim. O zaman bana cevap olarak dendi ki, ‘Napolyon İstanbul’a gelmedi, çünkü gelseydi kalırdı’. Dolayısıyla benim inancımın bir bölümü daha çökmüş oldu. Bugün öğleden sonra bana çok nazik bir şekilde dediniz ki. İstanbul’da çok eski mağaralar var, biz onları kayda geçiriyoruz. Bilim adamları bu tarihi yerlerde çalışıyor. Sanıyoruz ki bu mağaralar Fransa’daki Lascaux Mağaraları’ndan daha eski. Bunu duyunca benim bilgilerimin ve gururumun bir kısmı daha çökmüş oldu Sayın Belediye Başkanı. Anladım ki İstanbul bir tuzaktır, ama şahane bir tuzaktır.”

 

“Avrupa İstanbul olmadan nasıl ilerleyebililir?...”

Avrupa ile Türkiye’nin tarihinin bir bölümünü paylaştığını ve İstanbul’un birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını vurgulayan Delebarre, İstanbul’da Büyükşehir Belediyesi’nin yatırımlarını ve projelerini görme, İstanbul’un geleceği için neler yapmak istenildiğini anlama fırsatı bulduğunu dile getirerek, “Bugün anladım ki, geçmiş bu kadar zenginse, gelecek de bu olağanüstü vaatkar demektir. Geleceğe baktığım zaman biz Avrupa olarak İstanbul olmadan nasıl ilerleyebiliriz? İstanbul olmadan ben ilerleyemem. Avrupa kentleri arasında sizin neden yeriniz olmasın. İşte bunun için biz birlikte çalışmaya devam etmeliyiz. Yerel Yönetimler Komitesi olarak Türkiye’deki yerel yönetimlerle somut olarak çalışmalarımızı sürdürelim ve ortak mirasımızı zenginleştirelim. Ben, merkezi büyük politikalar yerine yerel yönetimlerin işbirliği politikalarını savunuyorum. Belediye Başkanları bizzat kendi ayakları, kafaları ve yürekleriyle hareket ederler. İşte biz bu yolda çalışmalıyız. Çünkü değiş tokuş yapacağımız ve birbirimize vereceğimiz birçok şeyimiz var. Benzer sorunlarımız ve ortak çözüm fikirlerimiz var. Ulaşım, eğitim, hava kalitesi ve toplumsal konularda birlikte çalışmamız lazım. İşte bu yolda birlikte ilerleyelim. Görüş alışverişinde bulunalım ve birbirimize omuz verelim. İnanıyorum ki, bu şekilde İstanbul bir gün mutlaka Avrupa’da olacaktır” diye konuştu. Gece ilgiyle izlenen Sema Gösterisi ile sona erdi.