Dünya Planlama Kongresi Belediye Başkanlarını İstanbul’da buluşturdu 24.09.2006

Bu yıl 42’ncisi İstanbul’da düzenlenen Dünya Planlama Kongresi’nde metropol belediye başkanları şehirlerdeki yapısal ve sosyal ayrışma ile fırsatları konuştu.

Uluslararası şehir ve Bölge Plancıları Birliği (ISOCARP) tarafından her yıl farklı ülkelerde gerçekleştirilen dünya planlama kongresinin 42’ncisi uluslararası bir katılımla dün İstanbul’da başladı. Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nün ev sahipliğinde düzenlenen kongrenin Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılan bugünkü birleşimi “Uluslararası Belediye Başkanları Zirvesi”ne sahne oldu.  

 

“Bütünleşme ve Ayrışma Arasında Kentler: Fırsatlar ve Tehditler” temasıyla gerçekleşen zirveye İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ev sahipliği yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi (İMP) Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Kaptan’ın oturum başkanlığını yaptığı toplantıya Stuttgart Belediye Başkanı Wolfgang Schuster, Cape Town Belediye Başkan Yardımcısı Achmat Ebrahim ile Amsterdam Belediyesi Proje Yöneticisi Klas de Boer konuşmacı olarak katıldı. 18 Eylül’e kadar sürecek 42. Dünya Planlama Kongresi’ne; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, TMMOB Şehir Plancıları Odası, Beykoz Belediyesi, Küçükçekmece Belediyesi ile Türkiye Tarihi Kentler Birliği destek veriyor.

 

Başkan Topbaş; “Küresel dünya aynı zamanda yoksulluğun resmi gibi…”      

Zirvede konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Dünya Planlama Kongresi’ne İstanbul’da ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyet belirterek, dünya plancılarının planlamaya büyük önem verilen İstanbul’da bir araya gelmesinin önemine dikkat çekti. İstanbul’un gelecek 50 yılını planlamak için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi’ni (İMP) kurduklarını hatırlatan Başkan Kadir Topbaş, şöyle konuştu; “İstanbul 4 bin 500 yıllık yerleşim tarihiyle 3 büyük medeniyetin yönetim merkeziydi. İstanbul Doğu Roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlılar gibi birçok dünya çapında medeniyet tarafından keşfedilmiş bir şehirdi. Biz şimdi şehrimizi yeniden keşfedip dev yatırımlarla geleceğe taşıyoruz. Bunun için ilk etapta İMP’yi kurduk. Burada nüfusumuzun 2050 yılına kadar artacağını göz önüne alarak planlama çalışmaları yapıyoruz. Çevre ve nazım imar planlarını yaparken, İstanbul’un gelecek 50 yılını da planlamış oluyoruz.”   “Dönemimizde kültüre ve sanata değer veren çağdaş bir İstanbul doğuyor” diye Kadir Topbaş, çalışmaları sırasında kaçak yapılaşma ve depreme dayanıklı olmayan binaların İstanbul un en büyük sorunu olarak ortaya çıktığını söyledi. Dünya genelindeki kentlerde nüfusunun yarısının gecekondularda yaşadığının altını çizen Başkan Topbaş, kaçak ve çarpık yapılaşmanın mekansal, sosyal ve kültürel ayrışmayı da beraberinde getirdiğini kaydetti.

 

Dünyadaki hızlı küreselleşmenin bu ayrışmayı körüklediğini vurgulayan Topbaş, sözlerini şöyle sürdürdü; “İletişimin ve bilgiye ulaşmanın hızla geliştiği küresel dünyada artı değerlerin yanı sıra, bir takım sıkıntılar da ortaya çıktı. Her alanda rekabetin ciddi boyutlara ulaşması, küreselleşmeyi hızla yarışılan bir olgu haline getirdi. Ekonomik yarışta gelişmelerin yanı sıra, sosyal sınıfların daha da ayrışmaya başlaması gibi ayrımlar da başlamıştır. Şimdi zengin ve yoksul arasındaki farklar daha belirgin ortaya çıkıyor, kutuplaşmalar daha şiddetli hale geliyor, kutuplar arasındaki ilişkiler daha sertleşiyor. Kentler bu süreçte birbirinden kopan alt ve üst gelir guruplarının ayrı ayrı yaşadığı alanlar metropollere dönüşüyor. Dünya global bir köy haline geldiği halde köyün kendi içinde de kopmalar ortaya çıkıyor. Şehirlerde şiddet ve güvensizlik ön plana çıktıkça, yüksek duvarlar, gettolar ve varoşlar da paralelinde gelişiyor. Güvensizlikten kendini korumak isteyen sitelerde ve ayrıştırılmış faklı yerlerde yaşamaya başladı. Buna paralel olarak mega siteler ortaya çıktı. Böylece ben ve ötekiler ayrışması, göçmen, işsiz, yoksul gibi kavramlar belirginleşti. Özellikle büyük kentlerde gözlenen zengin fakir arasındaki kutuplaşma bizim en temel sorunlarımız haline geldi. Küresel dünya, aynı zamanda yoksulluğun resmi olarak karşımıza çıkıyor.”  

 

“İstanbul heyecan verici bir potansiyele sahip…”  

Toplantıda konuşan Stuttgart Belediye Başkanı Wolfgang Schuster de İstanbul’un Avrupa için çok önemli ve heyecan verici potansiyele sahip bir şehir olduğunu belirterek, “Gerçekten heyecan verici bir potansiyele sahip olan İstanbul’da olmaktan çok mutluyum. Mükemmel şehrinizde olmak benim için bir keyif” dedi.     

 

Stuttgart’ın Almanya’nın en güçlü ihracat kentlerinden biri olduğunu vurgulayan Wolfgang Schuster, şehrin diğer Alman kentlerine göre en fazla göç alan bölge olduğunu söyledi. Stuttgart’ta 180 farklı milletten insanın uyum içinde yaşadığını ifade eden Başkan Schuster, “Vatandaşların yüzde 82’si şehrimizde oturmaktan çok memnun ve yaşam kalitesinde çok üstteyiz. Stuttgart yüzyıllardır göç alan yoksulluk da çekmiş bir bölge. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra birçok insan kentin yeniden imarında çalıştı ve ekonomik bir mucize yaşandı. Türkiye’den de birçok işçi çağırdık, geldiler. Şimdi küreselleşme nedeniyle insanlarımız evlerinde başına yaşama ve yanlış yaşama yolunda ilerliyoruz” şeklinde konuştu.  

 

Toplumsal uyum için yerel bir politikaya ve güçlü bir eğitim düzeyine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Schuster, “Zenginler ve yoksullar arasında ayrımcılık olabilir. Ancak uçurumlu kentler olmamalı. Müreffeh toplumlar ve müreffeh olmayan toplumlar kendi kozaları içinde yaşamamalı. Stuttgart’ta göçmenler dahil tüm vatandaşlarımıza dil öğrenme ve okul için destek sağlıyoruz. Dinler arası diyalog da birlikte yaşamak için çok önemlidir. İslam hakkında bir şeyler öğrenmek ve İslam anlamaya çalışmak çok önemli. Uluslar arası topluma siyasi sorunları değil, avantajları göstermemiz gerekiyor. Sorunları zaten medya gösteriyor” diye konuştu.  

 

Konuşmasına 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçildiği için İstanbul’u tebrik ederek başlayan Cape Town Belediye Başkan Yardımcısı Achmat Ebrahim ise, Cape Town’ın dünyanın en güzel şehirlerinden biri olduğunu ve çalışmalarını şehrin geleceğini planlamak yönünde sürdürdüklerini söyledi. Değişimi şekillendirebilmek için çalışmaların doğrudan insanlara katkıda bulunması gerektiğine dikkat çeken Achmat Ebrahim, “Şehir değişirken, büyürken bütün vatandaşların bundan faydalanması gerekir. Şehrimizde bazı tehditlerle karşı karşıya kaldık. Bu da bize şehri nasıl şekillendireceğimiz konusunda ipuçları verdi” dedi.