Başbakan Erdoğan; “İstanbul’a göç milletimizin ortak sorunu” 03.09.2006

“İstanbul’a Göçün Yönetimi-Hukuki, İdari, Ekonomik ve Sosyal Tedbirler” konulu seminerde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “İstanbul’a göç gerçekten tüm İstanbulluların değil, tüm milletimizin ortak sorunudur” dedi.

İktisadi İdari Araştırmalar Vakfı’nca Beşiktaş’taki Conrad Otel’de düzenlenen “İstanbul’a Göçün Yönetimi-Hukuki, İdari, Ekonomik ve Sosyal Tedbirler” konulu seminer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın katılımıyla gerçekleşti.  

 

Seminerde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul´a göç sorununun sadece İstanbulluların değil, bütün milletin ortak sorunu olduğunu belirterek, sorunu birinci derecede sosyoekonomik nedenlerin tahrik ettiğini söyledi. İstanbul’un bir vizyon kent olduğunu, tarihten bugüne ve yarına Türkiye’nin imajı olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, şehrin bugüne kadar yeterince korunamadığını belirterek, “İstanbul’u canımız gibi korumak, canımız gibi ona bakmak durumundaydık, durumundayız, ama maalesef bugüne kadar olan gelişmeler, bunun gereğinin yapılmadığını gösteriyor. Şu anda ise bazı müdahalelerle bunu geri kazanma gayretlerimiz devam ediyor” diye konuştu.  

 

Göç konusunun ekonomik ve sosyal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini anlatan Recep Tayyip Erdoğan, bugüne kadar sayısız toplantı, araştırma ve sempozyuma konu olan bu konunun üzerinde etraflıca durulması gerektiğini vurguladı. Başbakan Erdoğan, bütünlükçü bir yaklaşımla göçün sebeplerinin belirlenmesi ve bu doğrultuda kalıcı, uzun vadeli çözümler üretilmesi gerektiğini ifade ederek, kendilerinin de zaten ülke meselelerini bir bütün halinde ele aldıklarını kaydetti. Erdoğan, şöyle devam etti; “Çünkü bunlar birbirleriyle bağlantılı sorunlar. Bu bağlantılı sorunları da birlikte ele almak durumundayız. Bunun birini alıp diğerini bırakırsanız netice almanız mümkün değildir. Sorunların sebep sonuç ilişkisini gayet iyi değerlendirmeniz lazım. Eğer bu ilişkileri görmezden gelirsek, doğrudan ya da dolaylı olarak bütün bağları bilmeden gerçek anlamda bir çözüm üretemezsiniz. Nasıl ki güvenlik sorunları adalet ve eğitimden bağımsız düşünülemezse, aynı şekilde göç de ekonomik ve sosyal konulardan ayrı ele alınamaz. Kaldı ki şu anda sosyoekonomik sorunlardır birinci derece göçü tahrik eden, tazyik eden. Bunu ne yazık ki geçmişte yapılan, bu çok açık ve net söylemek zorundayım ki popülist bir siyaset ve yanlış kalkınma stratejileri izler.”   Şehirlerin tarihi ve sosyal dokusunun korunmasına özen gösterilmediğini vurgulayan Erdoğan, bir yabancı dostuna Türkiye’nin büyük zenginliklere sahip olduğunu, ancak bunların yeterince değerlendirilemediğini anlattığını bildirdi. Erdoğan, kendilerinin duble yollar yaparak, şehirlerin kültürel, tarihi ve ekonomik zenginliklerini değerlendirerek yeniden yapılanmaya girdiklerini söyledi. Erdoğan, vatandaşların bulundukları bölgelerdeki sorunlar nedeniyle büyük şehirleri, özellikle de İstanbul’u bir çıkış yolu olarak gördüklerini, ancak sonuçta hayal kırıklığıyla karşılaştıklarını ve ağır bedeller ödemek zorunda kaldıklarını da sözlerine ekledi.

 

Başkan Topbaş; “İstanbul turizm, kültür ve yönetim merkezi olmalıdır…”     

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Türkiye’nin en büyük sorunlarından birinin göç olduğunu belirterek, İstanbul’a tarih boyunca göçlerin yaşandığını, ancak sanayileşmeyle birlikte yoğunlaşan insan hareketlerinin büyük kentlerde risk alanları oluşturduğunu söyledi.   İstanbul’un bu açıdan ciddi bir tehdit altında bulunduğunu ifade eden Başkan Topbaş, “İstanbul artık sanayi kenti olmaktan kurtarılarak, turizm, kültür ve yönetim merkezi haline getirilmelidir. Yeni cazibe merkezleri oluşturularak İstanbul´a göç önlenmelidir” dedi.   

DTP göç sorunu yerinde çözmek için 12 ilde çalışma başlattı…     

Seminerde konuşan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşar Yardımcısı Lütfü Elvan, göç sorununun yerinde çözülmesi gerektiğini, bu kapsamda yeni cazibe merkezleri oluşturmak amacıyla 12 ilde çalışma başlattıklarını açıkladı. İstatistik verilere göre en yoğun göçün Karadeniz illerinden yaşandığını belirten Müsteşar Yardımcısı Lütfü Elvan, İstanbul’un göç almanın yanında dışarıya da göç verdiğini ifade etti. Elvan, “İstanbul’a gelenlerin eğitim düzeyi ve yaş ortalaması, gidenlerinkinden daha düşük. Göç edenlerin yüzde 58’i iş bulabiliyor. Erkeklerin yüzde 72’si, kadınların yüzde 26’sı iş hayatına katılabiliyor” dedi.  

 

Anadolu’dan büyük kentlere yapılan göçün temelinde ekonomik şartların bulunduğuna işaret eden Elvan, “Sorunu yerinde çözmemiz gerekiyor. Bu yıl çok kapsamlı bir çalışma başlattık. Göçü önlemek için Anadolu´da cazibe merkezleri oluşturmak zorundayız ve bu yönde 12 ili kapsayan bir çalışma başlattık. Göçü buralara yönlendirmek istiyoruz. Bu illerde gecekondu önlenecek, altyapı yatırımlarında öncelik tanınacak ve her ilde bir kalkınma ajansı kurulacak” diye konuştu.   İktisadi Araştırmalar Vakfı Başkanı Prof. Dr. Orhan Dikmen de Osmanlı döneminde getirilen bilim ve sanat adamlarının dışında İstanbul’a önemli sayılabilecek bir göç akını yaşanmadığını, son dönemde ise Anadolu´dan yapılan göçlerle kentin nüfusunun 12 milyona ulaştığını belirtti.   Göçün kentte yol açtığı sorunlara değinen Dikmen, “Gecekondu ve suç yuvası gettolar şehrin dört bir yanını sarmıştır. Elimizde net istatistiki veriler yok ama İstanbul´da işlenen suçların yüzde 80´inin, kente sonradan gelenler tarafından işlendiğini sanıyorum” dedi.   İstanbul’un özel bir statüyle yönetilmesi gerektiğini ifade eden Dikmen, nüfusun düşürülmesi gerektiğini, “baş vergisi” konularak buradan elde edilen gelirle sosyal projeler geliştirilmesinin önemli olduğunu da sözlerine ekledi.