Başbakan Erdoğan; “İstanbul’a hizmet dünyaya hizmettir!...” 10/4/2006

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Kadir Topbaş tarafından Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda verilen iftar yemeği, Başbakan Erdoğan ile İstanbul’un önemli simaların katılımıyla gerçekleşti.

 Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, ‘İstanbul Protokolü’ne Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda bir iftar yemeği verdi. İftara Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, milletvekilleri, yabancı misyon temsilcileri, dini liderler ve siyasi parti temsilcileri katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi Başkan Vekili İdris Güllüce, Belediye Meclisi 2. Başkan Vekili Ahmet Selamet, Genel Sekreter Mesut Pektaş ile diğer Büyükşehir Bürokratları da iftarda hazır bulundu.     

 

Yemeğin ardından davetlilere hitap eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan ayının yoksulun, ihtiyaç sahibinin, kimsesizin daha çok hatırlandığı, insanların birbirinin dertlerini paylaştığı, sıkıntıları gidermek için seferber olduğu günler olduğunu belirterek, böyle günlerde insanların daha çok birbiriyle kaynaştığını, birbirine sahip çıktığını ve yaraları el birliğiyle sardığını söyledi. Recep Tayyip Erdoğan, “Sevgili İstanbul dostları, değerli konuklar, bu rahmet ayında sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum. Mübarek Ramazan ayının milletimize İslam dünyasına tüm insanlığa hayırlar getirmesini Allah’tan niyaz ediyorum” dedi.     

 

Son ABD ziyaretinde dünyada silahlanmaya ayrılan rakamın dehşet verici olduğunu öğrendiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, “Bir trilyon dolar... Bu para niçin kullanılıyor, insanları öldürmek, yok etmek için. Bütünüyle bu parayı o fakir, yoksul, aç bölgelerin insanlarına harcasak, onları cehaletten kurtarmak için kullanabilsek, eğitim yatırımlarına bunları harcayabilsek bu bölgeleri biraz insanca yaşanabilir hale getirsek, herhalde bu terör olayları bugün yaşadığımız gibi olmaz diye düşünüyorum. Makas çok açık, o kadar açık ki, o aç, açıkta olan kinle bakıyor varlıklı olana. Bunu özellikle Darfur´a gittiğim zaman gördüm” diye konuştu.     

 

Oradan döner dönmez bir karar verdiklerini ve Türkiye olarak hemen Kızılay ile Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığını (TİKA) devreye soktuklarını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu; “Şimdi orada bir çadır kent kuruyoruz. Sahra hastanesini kurduk. Okulumuzu kuruyoruz. Yolunu yapacağız, suyunu çıkaracağız ve jeneratörle o kampı aydınlatacağız. Bu çalışmaları şu anda çok hızlı sürdürüyoruz. Bazıları zaman zaman gazetelerin köşelerinde yazıyorlar, dokunduruyorlar. ‘Burada fakir fukara halloldu da orası mı kaldı’ diyorlar. Arkadaşlar şunu unutmayın, fakirin de fakiri var. Biz öyle bir medeniyet mensuplarıyız ki sadece kendi sınırları içine kapanmış, mahkum olmuş bir ecdadın torunları, bir medeniyetin mensupları değil, 7 kıtaya şefkat elini uzatmış bir ecdadın torunlarıyız. Onun için biz burada duramayız. Yapmamız gerekenler var. Eğer küresel düşüneceksek, küresel hareket edeceksek oralara elimizi uzatacağız. Onun için 2005 Afrika yılıydı bizim için. Oralara uzandık. Her yere gideceğiz. Amerikasına da gideceğiz, Uzakdoğusuna da gideceğiz. Asyasını da dolaşacağız. Bizden öncekiler gitmediler, onun için yükümüz ağır. Onun için, Ankara´ya mahkum olan bir iktidar olmayacağız dedik. Onun için dolaşıyorum.”     

 

“İstanbul’da 3. köprüyü ve 2. tüpgeçidi konuşuyoruz”  

Konuşmasında Büyükşehir Belediyesi’nin İstanbul’daki yatırımlarından övgüyle bahseden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’a 3. Boğaz köprüsünü, deniz altından raylı sistemi konuştuklarını ve bir tüpgeçit daha yapacaklarını ifade ederek, “Bazıları çıkıyor diyor ki ‘Olur mu, fazla, yazıktır, Boğaz’a üçüncü köprü olmaz.’ Nasıl olmaz ya. Onu da yap, o da kafi gelmeyecek. Çünkü o bugüne bakıyor. Yarını düşünemeyecek kadar ufku dar. Onlar 1. köprüye de karşı çıkmışlardı, 2. köprü oldu, ona da karşı çıktılar. Bu bağnaz zihniyetlerden, bu yobaz zihniyetlerden ülkemizi kurtaramadıkça rahata erişemeyiz. Şimdi bazı kesimler İstanbul’da yılların faturasını bizlere kesiyorlar. Efendim İstanbul’da ulaşım çok tıkalı. E, geceden sabaha mı hallolacak bu? Her yıl İstanbul trafiğine katılan onbinlerce araç var. Kolay mı bu? ´´Gel bir şeyler varsa kat. Katamıyorsun, ama biz bir şeyler yapmak istiyoruz. İşte 3. köprü. İddiamız bu. Biz birinci ve ikinci köprüyü bütün ağır vasıtalardan kurtarmak zorundayız. Bütün ağır vasıtaların hepsini kuzeye atmamız lazım. Oradan dikey bağlantılarla TEM´e bağlantı kurmamız lazım. Ondan sonra da ‘iyi ki yapılmış’ diyecekler, ama kim diyecek? İstikamet sahibi olanlar diyecek. O bütün doğrulara yanlış bakanlar bunu yine diyemeyecek. Fakat biz, ‘at denize balık bilmezse halik bilir’ demişler ya öyle bakıyoruz” şeklinde konuştu.     

 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın göreve geldiğinden bu yana çok sayıda kavşak yaptığını, yolları genişlettiğini ve metro yatırımlarına hızla devam ettiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Bakıyorum, bazıları televizyonlardan gururlana gururlana programlar yaparken, ‘İşte, İstanbul’un hali ne olacak, belediye başkanları ne yapıyor?’ Düşünmüyor bu belediye başkanları bütün hızıyla bütün imkanlarıyla yatırım yapıyor, yol genişletiliyor. Bu yol 24 saatte, 48 saatte mi yapılacak? Bütün büyük şehirlerde, ilçe belediyelerinde bunlar yapılıyor. Bir tarafta metro, bir tarafta hafif metro yapılıyor. Bütün bunlarla beraber Türkiye çevre yollarıyla, duble yollarla, köylere kadar yollar yapılıyor. Bunları görmüyor, bakarkör. İşte biz diyoruz ki, bizim bunları aşmamız lazım. Bunları aşacağız. İstanbul´un altını zamanla metro ağıyla döşeyeceğiz. Geçmişte plansız gelişen İstanbul artık planlı bir döneme girdi. Yükümüz ağır biliyoruz. İstanbul adeta bütün zamanların ve medeniyetlerin ortak abidesidir. Ama bu şehre karşı borcumuzu ödemediğimize inanıyorum. Bu borcu ödemek zorundayız.”   Anadolu’nun yollarına düştüklerinde duble yolların getirdiği neticeleri gördüklerini, su çıkarılamayan köylere artık şebekeler bağlandığını kaydeden Başbakan Erdoğan, Artvin’de Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın köyüne de gittiklerini anlattı. Erdoğan, “Başkanımız Topbaş’ın köyü Artvin´de herhalde insan falan gezmez bir yerdi, ta oralara kadar gittik. Oraya da su gitti” dedi.  

 

“2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul…”     

Şefkat medeniyetinin mensupları olarak insanlığın tarih boyunca yaşattığı medeniyet değerlerine hep birlikte sahip çıkacaklarını kaydeden Erdoğan, İstanbul´un bu noktada son derece önemli olduğunu söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti; “Kim gelirse gelsin, şu Boğaz’a, İstanbul’un değişik mekanlarına baktığı zaman hayran olmaması mümkün değil. Hemen notunu veriyor, ‘burası bambaşka bir yer’ diyor. Üç büyük dinin birçok farklı kültür ve medeniyeti içinde barındıran zengin geçmişiyle insanlığın en kıymetli hazinelerinden birisi burası. Bir tarafta Asya, bir tarafta Avrupa, öbür tarafta bütün dinler, medeniyetler, kültürler burada adeta vuslata ermişler. Adeta bütün zamanların bütün medeniyetlerin ortak abidesi bir şehirde yaşıyoruz. Ama bu şehre karşı borcumuzu ödemediğimize inanıyorum. Bu borcu ödemek zorundayız. Zira bu eşsiz şehir Türkiye´nin ve insanlığın yarınlarına ilham vermeye, öncülük etmeye, barış ve hoşgörüyü yaşatmaya devam etmektedir.”  

 

İstanbul´u yönetmenin bir-iki kişinin yapabileceği bir şey olmadığını belirten Erdoğan, kenti hep beraber yöneteceklerini, sahip çıkacaklarını ve ihtiyaçlarını hep beraber karşılayacaklarını bildirdi. İstanbul´un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti ilan edildiğini de anımsatan Erdoğan, bu kapsamda şehrin bütün cazibesi ve çekiciliğini ispatlayacak, ortaya koyacak etkinlikler gerçekleştireceklerini ifade etti. Erdoğan, “Çünkü İstanbul’a hizmet etmek önce Türkiye ve milletimize, sonra da dünyaya ve insanlığa hizmet etmektir” dedi.  

 

Başkan Topbaş; “İstanbul’un hedefine ulaşmasına az kaldı…”     

Ramazan aylarının toplumsal birlik beraberliğimizin, hissiyatımızın en canlı olduğu günler olduğunu belirten İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da “Bu günleri yoksul insanlarımızın yaralarının sarıldığı bir merhamet ve bereket iklimi olarak yaşıyoruz. Ancak dünyada bir yandan bolluk ve mutluluk, diğer yanda yokluk var. Bir şeyler yanlış gidiyor. Bu yanlıştan dönmek insani değerleri yeniden kucaklamak mecburiyetindeyiz” dedi.   “İstanbul Türkiye’ye yakışıyor” diyen Başkan Topbaş, “Bizim medeniyet borcumuz çok daha fazla… Bir ayağı geleneğe bir ayağı gelece basan dünya şehri İstanbul hedefine ulaşmamıza az kaldı. İstanbul’da yaşanan değişimin farkındayız. Değişim şehrin nabzına yansıyor” şeklinde konuştu.