Başbakan Erdoğan; “İstanbul Türkiye’nin zenginliğinin ispatı…” 5.9.2009

Büyükşehir Belediyesi’nin iftar yemeği Hükümet ile İstanbul protokolünü bir araya getirdi. Yemekte konuşan Başbakan Erdoğan, “İstanbul Türkiye'nin ne kadar büyük, yüce ve zengin olduğunun ispatı, müşahhas örneğidir” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Yeşilköy’deki WOW Otel'de verdiği ve Başkan Kadir Topbaş ile Eşi Özleyiş Topbaş’ın ev sahipliği yaptığı iftar yemeğine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Eşi Emine Erdoğan ile katıldı. İftarda Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukcu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Süryani Ortodoks Kilisesi Metropoliti Yusuf Çetin, Türkiye'nin Vatikan Eski Temsilcisi George Marowitch, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Adem Baştürk ile diğer Bürokratlar, işadamları Ferit Şahenk, Halis Toprak, Adnan Polat ve Erdoğan Demirören'in de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli de yer aldı.

“İstanbul medeniyetinin sıcaklığıyla kuşatıyor…”

 

Bazı televizyon kanallarının canlı yayın yaptığı iftar yemeğinde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin bir "dayanışma ve paylaşma" ruhuyla yaşadığı ve yaşattığı Ramazan ayının İstanbul'da çok farklı ve heyecanlı bir atmosferde kutlandığını ifade ederek, şehir ve Ramazanın adeta kaynaştığını ve bütünleştiğini söyledi. Dalga dalga tüm şehri kucaklayan bu paylaşma, dayanışma ve hoşgörü ikliminin yürekleri sardığını vurgulayan Erdoğan, İstanbul'un metropol boyutlarındaki büyüklüğüne rağmen yoksulları, kimsesizleri, yolda kalmışları unutturmayan bir şehir olarak dünyada farklı bir yerde durduğunu dile getirdi.

Modern dünyanın kalabalıkları içinde yalnızlaşan bireylerinin İstanbul'da medeniyet ve kültürün sıcaklığı ile kuşatıldığını anlatan Erdoğan, sadece Ramazan ayında değil, yılın 365 günü başta Büyükşehir ve ilçe belediyeleri olmak üzere devletin her biriminin sosyal devlet anlayışının bir sonucu olarak ihtiyaç sahiplerinin her an yanında olduğunu ve sorunlarına kalıcı çözümler getirdiğini belirtti. Başbakan Erdoğan, sivil toplum örgütleri, vakıflar, dernekler ve vatandaşların da bu dayanışma ve yardımlaşma kervanına güçleri oranında destek verdiğini ifade ederek, "Ben tüm dünyada Ramazanın vesile olduğu bu dostluk ve kardeşlik ruhunun her an daim olmasını temenni ediyorum. Ramazan vesilesi ile daha güçlü bir seviyede hissedilen dayanışma ve kaynaşma kültürünün 365 gün boyunca hissedilmesini diliyorum" diye konuştu.

“İsraf ekonomisini önleyelim!”

“İstanbul Türkiye'nin ne kadar büyük yüce ve zengin olduğunun ispatı net, açık, müşahhas örneğidir” diyen Erdoğan, Türkiye'nin her ilinden ve ilçesinden insanların İstanbul'da ortak bir noktada buluştuğunu kaydetti. Erdoğan, bir çok sıkıntılar, olumsuzluk ve depremler yaşandığını hatırlatarak, "Bütün bu olaylar olduğu zaman bir bakıyorsunuz ki dünyanın bir diğer ucunda felaket seslerini işitirken bizim ülkemizde aynı anda herkes o bölgeye hücum ediyor. Neyi var neyi yok onunla yardımcı olmaya çalışıyor. Bu güzel şehrin güzelliğini hep birlikte paylaşıyoruz. Bu güzel şehri daha da güzelleştirmek için hep birlikte çalışıyoruz. Bana göre inşa edilen bir gecekondu israf ekonomisinin en güzel örneğidir. Herkes zanneder ki başını sokmak için bir yer yaptı, hayır, tam manasıyla israf ekonomisinin bir gereği olarak bunu inşa etti. Verim ekonomisinin içinde olan onu inşa etmez gider kirada oturur" şeklinde konuştu.

Toplu konutları israf ekonomisini yıkmak için yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, çok da olumlu sonuçlar aldıklarını söyledi. Fakir evlerini dolaştığını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti: "Gittiğim evlerde soruyorum; 'buraya ne kira veriyorsunuz?' ama içeride oturulur gibi değil, rezillik, sefalet, felaket. '250-300 lira kira veriyorum' diyorlar. Niye TOKİ'den ev almıyorsun? Bak TOKİ 250-300 liraya aylık taksitle daire veriyor. Gel oraya. Oraya geldiğin zaman kiracı değil ev sahibi olacaksın. Biz de diyoruz ki 'imkanı olan kardeşlerimiz de bu tür fakir fukarayı gitsin kendisi bulsun.' desin ki 'peşinatı ben vereceğim. Buraya ödeyeceğin kirayı da gel taksit olarak öde.' Şu anda bu anlayışı yaygınlaştırıyoruz. Niye bunu yaygınlaştırıyoruz? Çünkü bu ülkenin güzelleşmeye ihtiyacı var. Şu güzelim İstanbul'u katletmeye kimsenin hakkı yok. Hiçbir şehrimizi katletmeye hiç kimsenin hakkı yok. Bakıyorsunuz otobanlar, asfaltlar yapılıyor, ama kenarları sağlı sollu ucube. Olmuyor. Bir çok yer de işgal. Hukukçu değilim, zilyetlik diye bir olay var. Adam gidiyor bir yeri işgal ediyor. Orada 10-15 yıl kaldı mı oranın sahibi oluyor. Ondan sonra oradan çıkaramazsın."

 

Başbakan Erdoğan, bazılarının tepki göstereceğini ancak üst kullanım hakkı diye bir şey çıkarıldığını ifade ederek, "Bu nasıl haksa? Devlet üst kullanım hakkı veriyormuş. Gel burayı 49 yıl kullan. Artık o oranın sahibidir geri alamazsınız. Böyle bir hukuk olur mu? Bunların biraz tartışılması lazım. Öbür tarafta fakir fukara garip gureba yiyecek bir şey bulamıyor. Sen gidiyorsun bir arazide üst kullanım hakkı alıyorsun. Bu gerçekten ülkenin kasasına bir şeyler döndürüyorsa eyvallah, ama döndürmüyorsa bunu da düşünmemiz lazım" diye konuştu.

“İstanbul dünyanın sayılı kongre merkezlerinden biri oldu…”

Erdoğan, IMF ve Dünya Bankası'nın yıllık toplantısının bu yıl İstanbul'da yapılacağını, devlet başkanı, başbakan ve bakanların da arasında bulunduğu 15 bine yakın kişinin katılacağı toplantının inşaatı devam eden Harbiye Kongre Merkezi'nde yapılacağını anlattı. İstanbul'un dünyanın sayılı kongre merkezlerinden biri haline geldiğini kaydeden Erdoğan, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'da bir çok uluslararası toplantının da gerçekleştirileceğini söyledi.

Erdoğan, hükümet olarak her alanda reformlar gerçekleştirdiklerini, demokrasi yolunda adımlar attıklarını, AB'ye tam üyelik yolunda mesafeler katetiklerini belirterek, bunların her birinin Türkiye'nin başarısı olduğunu söyledi. 7 yıl önce Türkiye'ye gelen turist sayısının 13 milyon olduğunu, geçen yıl ise bu rakamın 26 milyona çıktığını anlatan Erdoğan, "İnşallah bu yıl 26 milyonu yine tutturacağız" dedi.

“Milletimizin hizmetkarıyız…”

6,5 yıl önce göreve geldiklerinde 'Biz. bu milletin efendisi olmaya değil, hizmetkarı olmaya geldik" dediklerini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bizim farkımız bu. Çünkü, hizmet etmek istiyoruz ve bu ülkede petrol yok. Yok ama ondan çok daha önemli değerler var. Bizim genç dinamik bir nüfusumuz, insan potansiyelimiz var. Fakat nereye el atsan karşında statüko. Bakıyorsun bariyerler. Size adım attırmıyorlar, engelliyorlar. Şaşarsınız.  Hayırdır ne oluyor? Her şeyi konuşamıyorsunuz ki... 'Ya siz Başbakansınız nasıl konuşamıyorsunuz?' Evet konuşamıyoruz, ama konuşacağımız günler de gelecek. Onu da söyleyeyim."

'Sen Türkiyesin', 'Büyük düşün' dediklerini hatırlatan Erdoğan, söylerken sadece bir siyasi slogan ortaya koymadıklarını, Türkiye'nin birikimlerine, zenginliklerine ve kabiliyetlerine inanarak bunu söylediklerini vurguladı. Erdoğan, "Böyle bir anlayışı hakim kılmaya çalıştık. Ve sevgili kardeşlerim inşallah 2023'de Türkiye ilk 10 ülke arasında yer alacak. Hedefimiz bu" dedi.

 

"Türkiye'nin birliği de bütünlüğü de huzuru da refahı da güvenliği de bu meseleyi çözmekten geçiyor" diyen Erdoğan, bu nedenle ellerini taşın altına koyduklarını, Türkiye'deki 71,5 milyon insanın tamamını etnik kimlik ayırt etmeksizin sevdiklerini kaydetti. Erdoğan'ın konuşması salondakiler tarafından uzun süre alkışlandı.

Başkan Topbaş; “Demokratik açılım çok önemli!...”

İftarda konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da demokratik açılım çalışmalarına değinerek, "Başbakanımızın demokrasi adına yapmakta olduğu çalışmaların, demokrasi ve barış için attığı adımların Türkiye için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ben bu konuda her zaman yanındayım. Çünkü demokratik açılım bizim olmazsa olmazımız. Hep beraber el ele vererek barış içinde yürümek zorundayız" dedi.

Ramazanın evrensel mesajının bu salonda aynı sofrada, farklı kültürler ve inançlardan insanların bir araya gelerek yansıtıldığını dile getiren Başkan Kadir Topbaş, İstanbul’un birçok kültürü barış içinde yaşatan yönüyle bir dünya kolonisi olduğunun altını çizdi. Kadir Topbaş, çok kültürlü İstanbul'un bu barış ve sevgi ikliminin tüm illere yansıması temennisinde de bulundu.