İstanbul su kaynakların korunmasında dünyaya örnek!... 20.03.2009

5. Dünya Su Forumu’nda konuşan Başkan Topbaş, dünyada susuzluk nedeniyle yaşanan sorunlara dikkat çekti ve “Çok kültürlü dünyada barış içinde yaşanabilir. İstanbul su kaynaklarını koruma ve geliştirmede örnek bir şehir” dedi...

5. Dünya Su Forumu “Yerel ve Bölgesel Otoriteler Günleri” toplantısı Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde yapıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, forumun katılımcılarını kıtaların buluştuğu İstanbul’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti belirterek, bilim ve teknolojinin bu kadar gelişmesine rağmen dünyada hala çatışmaların yaşanmasının çok acı olduğunu söyledi. Dünya üzerindeki silahlı çatışmaların dörtte birinin doğal kaynakları ele geçirmek için yaşandığının altın çizen Başkan Kadir Topbaş, kaynakların eşitsiz paylaşımının dünya üzerindeki çatışmaları tetiklediğini ve ülkeler arasında dengesiz dağılan su kaynaklarının halihazırda 1.2 milyar insanın suya erişmesini engellediğini dile getirdi.

 

“Her yıl 1.8 milyon çocuk temiz suya ulaşamadığı için ölüyor!...”

Başkan Topbaş, sözlerini şöyle sürdürdü; “Gelişmiş ülkelerde kişi başına su tüketim miktarı 266 litreyken, Afrika’da 67 litre. Her yıl 1,8 milyon çocuk, temiz su ve tuvalete erişim sağlandığı takdirde önlenebilecek olan ishalden ötürü ölüyor. Kalkınmakta olan ülkelerde yaşayan insanların yaklaşık yarısı, temiz su ve sağlık koşullarının olmayışı yüzünden hastalanıyor. Bu insani zararların yanı sıra, su ve sağlık koşulları krizi nedeniyle ekonomik büyüme engelleniyor. Birleşmiş Milletlerin bir raporuna göre Güney Afrika ülkeleri her yıl Gayrisafi Yurtiçi Hâsılalarının yüzde 5’ini bu sebeple kaybediyor. Bu miktar söz konusu ülkelerin aldıkları yıllık dış yardımdan çok daha fazla…Diğer yandan dünyadaki mevcut ırmaklardan üçte ikisi birden fazla ülke tarafından paylaşılıyor. 300'den fazla akarsu, bir ülkenin sınırlarını aşar nitelikte. Bir başka ifadeyle, dünya nüfusunun yüzde 40’ı, birden çok ülkenin sınırlarını aşan 263 su havzasını paylaşmak durumunda. Toplam 145 ülkenin sınır aşan su havzalarına sınırı bulunduğu ifade ediliyor. Ortadoğu’da su sorunu ileride insan yaşamını tehdit eder boyuta gelebilecek nitelikte. Bölge içi tek ırmak olan ve Araplarla İsrail'i birbirine düşüren Ürdün Irmağı, gereksinimleri karşılama adına yeterli değil. Analizciler tarafından bu durumun 1967 Savaşı gibi bölgede yaşanan çatışmaların gerisindeki nedenlerden birisi olduğu söyleniyor. Nil Nehri, Burundi, Ruanda, Uganda, Kenya, Tanzanya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Etiyopya, Sudan ve Mısır olmak üzere 9 ülkeden geçiyor. Ne var ki; ülkeler arasında etkin bir işbirliği düzeni urulamadığından bu ülkelerin sürtüşmelerine zemin olmaya devam ediyor. Hatta bu ülkeler, su kontrolü maksadıyla birbirlerinin iç politikalarına sıkça müdahale edip çatışmalarını derinleştiriyor. Etiyopya, Sudan ve Mısır arasındaki anlaşmazlıklara bir de bu açıdan bakmamız gerekmektedir.”

 

“Dünyadaki su sorununa kayıtsız kalamayız…”

 

Özellikle küresel ısınmanın da etkisiyle suyun çok daha nadir bir kaynak haline geldiğini ifade eden Kadir Topbaş, durumun ne kadar kaygı verici olduğuna işaret etti. “Bizi ilgilendirmediği için bu soruna kayıtsız mı kalmalıyız?” diyen Topbaş, “Bu mümkün değil, çünkü başta da söylediğim gibi dünyamız küresel bir köye dönüştü. Artık bir başka yerde olan bir soruna kayıtsız kalmak gibi bir lüksümüz yok. Tıpkı yaşadığımız küresel ekonomik krizde olduğu gibi, çarkların işleyişi bir yerde aksadığında tüm dünyayı etkisi altına alıyor. İşte bu sebeple, su sorununu bir çatışma aracı olmaktan çıkarıp, bir barış aracına dönüştürmeliyiz. Bu, daha istikrarlı ve müreffeh bir dünyanın anahtarı. Bu anlamda su için farklılıkların yakınlaştırılması konusunu önemsiyorum. Çünkü daha iyi bir gelecek için hangi kültüre, hangi inanca ya da etnik aidiyete sahip olursak olalım, ortak bir zeminde buluşmamız gerekiyor. Hem su kaynaklarının yetersizliği hem suyun çatışma unsuru olması gerçekleri karşısında, ortak bir dil üretmeliyiz. Ülkeler arasında etkin bir işbirliği sağlayarak çatışmaya değil, barışa giden yolda ilerlemeyiz” diye konuştu.

 

“Basit yöntemle bir aile yılda 140 ton su tasarrufu yapabilir”

Öncelikle çatışmaların bitirilmesi adına su için farklılıkların yakınlaştırılmasından bahsettiklerini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, “Bu öneri; eğer kültürel farklıklar arasında bir yakınlaşma olursa, su sorununun da çözüleceğini ima ediyor. Farklılıkları çatışmaya dönüştüren kaynakların eşitsiz dağılımıdır. Dolayısıyla öncelikli meselemiz kaynakların ihtiyaca göre dağılımını sağlamaktır. Öncelikle mevcut kaynakların tasarruf edilerek kullanılması gerekmektedir. Örneğin 4 kişilik bir aile, musluğun gereksiz yere akmasına izin vermeyerek, kısa duş alarak, bulaşıklarını makinede yıkayarak, güneş battıktan sonra bahçe sulayarak, 1 yılda 140 ton su tasarrufu yapabiliyor. Biz İstanbul’da bu uygulama ile en kurak geçen 3 ayda 18 milyon ton yani bir baraj dolusu su tasarruf ettik. Bu sebeple de su tasarrufu küresel düzeyde hükümetler ve yerel yönetimler tarafından sürekli teşvik edilmeli, toplumlarda bu bilinç oluşturulmalıdır” şeklinde konuştu.

 

İstanbul su kaynaklarını korumada örnek!...

Diğer yandan suyu temiz tutmaya ve arıtmaya büyük özen gösterilmesi gerektiğini hatırlatan Başkan Kadir Topbaş, konuşmasını şöyle tamamladı; “Çünkü 1 litre atıksu 8 litre temiz suyu kirletmektedir. Atıksu arıtması ile sadece sularımızı kirlenmekten korumuyoruz, aynı zamanda arıtarak yeniden yararlanıyoruz. Çünkü arıtılan suyun tarımsal sulama, park - bahçe sulaması, sanayi soğutma ve proses suyu olarak kullanılması mümkündür. Bu anlamda biz İstanbul’da büyük aşamalar kaydettik. Bundan 15 yıl önce İstanbul’da tüketilen suyun ancak yüzde 9’u arıtılırken bugün bu rakam yüzde 94’tür. Bu sayede canlı hayatının son bulduğu Haliç’te yeniden balıklar yaşamaya başladı. Yine temizlenen Marmara Denizi’nde AB yüzülebilirlik standartlarını yakaladık. Bunun da ötesinde hızla biyolojik arıtmaya doğru ilerliyoruz. Diğer yandan büyük konut alanlarında yağmur sularının bir sarnıçta biriktirilmesini ve bahçe sulamasında kullanılmasını teşvik ediyoruz. Ayrıca hızla yok olan yeşil alanların küresel ısınmayı ve kuraklığı tetiklediğini biliyoruz. Bu sebeple biz İstanbul’da kent ormanları ve yeşil alanların yanı sıra çatı bahçeleri projesini gündeme getirdik. Özelikle fazlaca betonlaşmış günümüz metropollerinde çatı bahçelerinin önemli bir açığı gidereceği kanaatindeyim. Öte yandan, imkânı olmayan ülkelere atıksu artımı, verimli su kullanımı gibi konularda teknoloji ve bilgi desteği vermemiz gerekiyor. Örneğin tatlı su kaynaklarının da yüzde 90'ı kutuplarda ve yeraltında bulunuyor. Bazı ülkeler bu kaynaklardan istifade edebilecek donanımlara sahip. Etiyopya’da Tigrai ve Harar eyaletlerinde yaklaşık 1 milyon kişinin ihtiyacını karşılayacak 40 su kuyusu açtık. Bu kuyuların günlük su verimi yaklaşık 20 bin tondur. Ayrıca Etiyopya’ya başta su kuyusu otomasyon paneli olmak üzere çeşitli teknik cihazlar ve bunların kullanım eğitimini verdik. Yine bu ülkede 5 çeşme yaptık. Bu desteği daha da arttırmamız gerek. Su gibi doğal kaynaklara her insan ihtiyacı kadar ulaştığında göreceksiniz ki, çok kültürlü bir dünyada barış içinde yaşamak hiç de sanıldığı kadar zor değilmiş. Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Eşbaşkanı olarak İstanbul toplantısında yaptığım çağrıyı yenilemek istiyorum. Su kıtlığı, küresel ısınma ve savaş gibi sorunlarla ancak büyük bir kararlılıkla mücadele edebiliriz. Bu sebeple imkânı olmayan ülkelerin desteklenmesi, kaynakların ihtiyaca göre dağılımı aynı zamanda uzlaşmaz sandığımız farklılıklarımızın bir zenginliğe dönüşmesinde büyük rol oynayacaktır.”

 

İstanbul’a su ödülü…

Toplantıda ayrıca Meksico Ctiy Valisi tarafından dünyada suya katkısı olan 3 ayrı yerel yönetime ödül verildi. Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da İstanbul’daki başarılı su çalışmaları nedeniyle ödüle layık görülenler arasındaydı.

 

İstanbul ‘Su Mutabakatı’na imza atıyor…

Öte yandan, 5. Dünya Su Forumu’na katılan Yerel Yönetimler ve Bölgesel İdareler, “İstanbul Su Mutabakatı”na imza atıyor. Mutabakatta dünyanın farklı bölgelerinden gelen belediye başkanları ve seçilmiş yerel-bölgesel temsilciler olarak, küresel değişiklikler karşısında su yönetimi stratejileri geliştirmek amacı ile bir araya gelindiği vurgulanarak, suyu kamu malı olduğu, su kaynaklarına erişimde ve suyun dağıtımında yerel yönetimlerin öneminin giderek arttığı belirtildi.