İstanbul, “kadına şiddete dur” demek için turuncuya büründü 11/26/2015

İstanbul, Birleşmiş Milletler’in dünya çapında organize ettiği “Kadına Karşı Şiddetle Mücadele İçin 16 Günlük Aktivizm Kampanyası”nın resmi kapanışına ev sahipliği yaptı. New York’la eş zamanlı olarak İstanbul’da başlatılan kampanya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve BM Direktörü Ingibjorg Gisladottir’ın katıldığı kapanış seremonisiyle Kız Kulesi’nde sona erdi.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin (UN Women) dünya çapında organize ettiği “Kadına Karşı Şiddetle Mücadele İçin 16 Günlük Aktivizm Kampanyası”, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın katıldığı törenle Kız Kulesi’nde başlatıldı. Törende konuşan Başkan Kadir Topbaş, İstanbul’un dünyanın merkezi ve tarihin çeyiz sandığı denilen bir nokta olduğunu belirterek, BM'nin almış olduğu karar doğrultusunda tüm dünyada kadına şiddete dur temasını işlemek üzere 25 Kasım-10 Aralık tarihi arasında İstanbul ve New York’tan start verildiğini söyledi.

 

İstanbul, kampanyanın resmi kapanışına ev sahipliği yaptı…

New York’la eş zamanlı olarak başlayan kampanyanın resmi kapanışı da yine Kız Kulesi’nde düzenlenen törenle yapıldı. 16 Günlük Aktivizm Kampanyası’nın kapanış seremonisine, İstanbul Büyükşehir Başkanı Kadir Topbaş’ın yanı sıra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, BM Direktörü Ingibjorg Gisladottir, BM Genel Sekreter Yardımcısı ve BM Kadın Birimi İcra Direktörü Phumzile Mlambo-Ngcuka, BM Nüfus Fonu Doğu Avrupa ve Merkez Asya Bölgesi Direktörü Heimo Laakkonen ile birlikte çok sayıda yabancı bakan ve davetli katıldı.

 

Şiddete karşı topyekün bir mücadele başladı…

Törende konuşan Bakan Ramazanoğlu, “Ülkemiz, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve mağdurların korunması amacıyla her alanda yasal ve idari tedbirler alarak topyekün bir mücadele başlatmıştır.” dedi. Bakan Ramazanoğlu, 2011 yılında İstanbul’da imzaya açılan kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin ilk olarak Türkiye tarafından onaylandığını ve İstanbul Sözleşmesi olarak anılmaya başlandığını anlattı.

 

Bu sözleşmeyi, dönemin Dışişleri Bakanı olan Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun imzaladığını hatırlatan Ramazanoğlu, sözleşme hükümleri gözetilerek hazırlanan ve 8 Mart 2012’de yürürlüğe giren ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunun, mevcut yasal alt yapıyı daha da güçlendirerek, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi bir üst seviyeye taşıdığını söyledi. Bakan Ramazanoğlu, “Kadınların sosyal hayatın her alanına aktif biçimde katılmasıyla güçleneceğine, tehdit ve tehlikelerden uzak kalacağına inanıyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadelemizi bu çerçevede kararlılıkla sürdüreceğiz.” diye konuştu.

 

Kampanyanın, Türkiye’de kamu kurumları, belediyeler, sivil toplum kuruluşları, iş dünyasını kapsayan geniş bir katılımla desteklendiğini aktaran Bakan Ramazanoğlu, Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi kapsamında, toplumsal farkındalığı arttırmayı hedefleyen "Kadına Şiddete Karşı Buradayım De" kampanyasının açılışını da 25 Kasım’da Ankara’da gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi.

 

İnsanların kaderleri birbirine bağlı…

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Kadir Topbaş da, günümüz dünyasında insanların kaderlerinin birbirine bağlı olduğunu ifade ederek, “Kosta Rika veya Uzak Doğu’daki bir olay başka bir ülkedeki insanları da etkileyebiliyorsa, barış, gelecek ve mutluluk için insanlık birlikte gayret göstermeli.” diye konuştu.

 

İstanbul kampanyaya ev sahipliği yaptı…

İnsani değerlerin yok olması gibi ciddi bir sorunla dünyanın karşı karşıya olduğunu kaydeden Başkan Topbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Bu yüzyılda, insani değerlerin yok olduğu, öldüğü bu dönemde buna şahitlik etmekten insan olarak üzüntü duymaktayız. Nasıl bir dünya ki, medeniyetin en doruğa çıkması gerektiği bir zaman diliminde, teknolojinin bu kadar geliştiği bu dönemde hala şiddet var. Bugün burada özellikle kadına şiddet konusundaki hassasiyetlerimizi dile getirdik, haykırdık ve bunun üzerinde konuşuyoruz. BM'nin başlattığı 'Kadına Şiddete Dur De' kampanyasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak New York ile eş zamanlı başladık ve dünyaya haykırdık. Takriben 450 civarında aktivite gerçekleşti, 40 ülkede izlendi ve takip edildi. Duyarlı olanlar bize bu konuda destek verdik. Biz de İstanbul'da bu kampanyaya ev sahipliği yaptık. Mesajımız esasında evrensel...”

 

İstanbul’dan dünyaya barışı ve hoşgörüyü haykırıyoruz…

Hoşgörü ve barışın kenti olan İstanbul’un bünyesinde her dinden ve ırktan insanı barındırdığını, bu insanların da mutlu bir şekilde yaşadığını vurgulayan Başkan Topbaş, şunları söyledi: “Aynı sokakta sinagog, kilise ve cami yan yana. İstanbul’dan dünyaya barışı ve hoşgörüyü haykırıyoruz. Şiddet sadece fiziksel değil, ruhsal açıdan da önemli. Siz eğer yönetimlerde ve bulunduğunuz alanlarda insanlara baskı yaparsanız, insanlar kendilerini size kabul ettirmek için sizin istediğiniz gibi belki davranış biçimleri ortaya koyabilir ama gerçek kişiliğini gizler. Bu durumda da iki kişilik insan olarak ortaya çıkar ve toplum sakat olur. İnsanların, bütün ifadelerini rahatlıkla ortaya koyması gerekiyor.”

 

Şiddeti hayattan tamamen silmeliyiz…

Başkan Topbaş, Mevlana’nın “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.” sözünü hatırlatarak, konuşmasını şöyle tamamladı: “Duygular bir oldukça aynı dili konuşmak şart değil. Daha yapacak çok işimiz var. Maalesef bütün bu istismar, şiddetin başlangıç noktası beyinlerdir, zihinlerdir, aile yapılarıdır. Ailedeki bireylerin davranışlarındaki sevgi ve saygı sokağa, topluma yansıyor. Farkındalığın ortaya çıkmasını arzu ediyoruz. Şiddeti hayattan tamamen silmek istiyoruz, her alanda şiddeti silmeliyiz. Şiddeti yapanların esasında bir kişilik sorunu yaşadıklarını düşünüyorum. Bir psikolojik sorunu var ki şiddete başvuruyordur. Şiddetin, ortadan kalkıncaya kadar karşısında olacağız. Biz bugünleri sadece 16 günlük bir aktiviteyle ortaya koymuyoruz. Bizim arzumuz bunu hayat boyu haykırmak.”

 

Başkan Topbaş’ın konuşmasının ardından Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan ve İstanbul’da gerçekleşen “16 Günlük Aktivizm” kampanyasını tanıtan video gösterildi. 

 

Mlambo-Ngcuka: “İstanbul beni şaşırttı…”

BM Genel Sekreter Yardımcısı ve BM Kadın Birimi İcra Direktörü Phumzile Mlambo-Ngcuka da, kampanya başladığından bu yana pek çok ülkeye gittiğini ancak İstanbul’daki konferansın, karşılamanın kendisini çok şaşırttığını dile getirdi. Dünyayı turuncuya boyama konseptinin, kadına karşı şiddeti sonlandırma mesajını vermek, insanların bu konu üzerinde konuşmasını sağlamak için oluşturulduğunu anlatan Mlambo-Ngcuka, “16 günlük kampanya, 365 günün bir başlangıcı. Biz her sene bu 16 günü niye yapıyoruz? İnsanlara şiddet konusunu tekrar hatırlatmak için. Ama ana fikir bu mücadeleye her gün destek vermek.” dedi.

 

BM Nüfus Fonu Doğu Avrupa ve Merkez Asya Bölgesi Direktörü Heimo Laakkonen ise insan hakları ve her insanın içsel değeri için çalıştıklarını, kadına yönelik şiddeti sonlandırmak için her günü bir aktivizm gününe çevirmek istediklerini dile getirdi.

 

Kadına şiddet konusundaki notlar, dilek ağacına asıldı…

Konuşmaların ardından Bakan Ramazanoğlu, Başkan Topbaş ve diğer katılımcılar, kadına yönelik şiddet konusunda yazdıkları notları, Avustralya’dan getirilen ışıklı dilek ağacına astılar. Başkan Topbaş ağaca astığı nota, “İstanbul'dan tüm dünyaya kadınlara ve kız çocuklarına şiddetin son bulduğu sevgi ve şefkatin hakim olduğu bir gelecek dilerim.” diye yazdı. Bakan Ramazanoğlu ve Başkan Topbaş, diğer katılımcılarla birlikte Kız Kulesi'nin dışına çıkarak, deniz üstünde kurulan su, ışık ve havai fişek gösterisini izledi.

 

Tarihi eserler ve anıtsal yapılar ışıklandırıldı...

16 gün süren etkinlik kapsamında; Kız Kulesi, Galata Kulesi, Bozdoğan Kemeri ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) binası gibi sembol yapılar ve anıt eserler, İBB Şehir Aydınlatma Müdürlüğü tarafından turuncuyla ışıklandırıldı. Boğaziçi Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün de turuncuyla aydınlatıldığı kampanya iş dünyası da destek verdi. Turuncu renkle aydınlatılan Sabancı Kuleleri, İş Kuleler, Süzer Plaza, Four Seasons Hotel gibi yapılar, şehrin güzelliğine güzellik kattı. “Dünyayı Turuncuya Boya” hareketi olarak da tanıtılan 16 günlük aktivizm kampanyası kapsamında; İstanbul’da kadına yönelik şiddet konusunda kamuoyunun farkındalığını arttırmak amacıyla kent genelinde çeşitli mecralarda ve kamu binalarında çağrılar da yapıldı.

 

Dünya turuncuya boyandı

Türkiye ile beraber tüm dünyada geniş yankı bulması hedeflenen “Dünyayı Turuncuya Boya” çağrısı ile Türkiye genelinde de aralarında Ankara, İzmir, Gaziantep, Eskişehir ve Urfa'nın da bulunduğu birçok şehir turuncuya büründü. Dünya genelinde 70'i aşkın ülkede; Niagara Şelalesi, Avrupa Konseyi Binası, Hint Kapısı ve Ürdün’deki antik Petra kentinin ışıklandırılmasını da içeren 450'yi aşkın “Turuncu Etkinlik” yapıldı.

 

Spor müsabakalarında şiddete hayır pankartları…

Etkinliklerin başlangıcı olarak 15 Kasım 2015’te gerçekleşen ve 100 bini aşkın kişinin katıldığı Vodafone İstanbul Maratonu da bu yıl “Kadına Karşı Şiddete Dur De” temasıyla koşuldu. 16 gün boyunca yapılan futbol müsabakalarında, futbolcular sahaya kadına şiddete son mesajı veren pankartlarla çıktılar.

 

Şiddeti önleme teması işlenecek…

Kadınlar ve kız çocukları için şiddetten arınmış parlak bir geleceği simgeleyen turuncu rengi, büyük çaplı toplumsal seferberlik ve küresel etkinlikleri birleştirecek. Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti sona erdirme hedefini de içeren BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi çerçevesinde, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti önleme teması da işlenecek.